Allah'ın Hakikati

Allah Birdir. Allah'ın Nezdinde Din Birdir.

Allah (c.c) anlaşılmaz ve bilinmezdir. Allah, var edilmemiştir. Allah, kendini de var etmemiştir. Allah, onun için varlık değildir. Allah, var da değildir, yok da değildir. Allah, mevcuttur. Allah, ebet ve ezelde de mevcuttu. Allah, mevcut da kalacaktır.

Allah hiçbir şeye benzetilemez. Şekille, zamanla, mekânla sınırlı değildir. Allah’ta, Hak’ta her şey; andır, andadır.

Âlemlerde var görünen her âlem ve her varlık; Allah’ın vahdaniyetinde mevcuttu, yoktan var edilmemiştir. Mevcut olan da yok olmayacaktır.

Bize, izafiyete göre var görünen, yok görünenler sadece değişikliğe uğradığından, kesret yaşamalara göre, var veya yok görünse de bu sadece bir yanılmadır.

İzafeten var görünen, sanal görüntüler Allah’ın vahdaniyetinden, Allah’la olan, Allah'tan olan -ilahi iradi nurlar- bu sanal görünümleri, görünür hale ortaya çıkarmıştır. Halk etmiştir. Bu sonsuz bir aşk, sonsuz bir şuur, sonsuz bir ilimle olur. Yani bize göre, halk etmişlerdir.

"Sanmayın ki duyduklarınız öyledir. Sanmayın ki gördükleriniz böyledir, sanmayın ki bildikleriniz öyledir, onlar izafidir." Bu ayette anlatılan yaratılan tüm varlıkların izafi oldukları yani göreceli olduklarıdır. O'dan gayrisi gerçek değildir...

Zamanın, mekânın, aklın, sözlerin de izafi ve göreceli olduğunu söylersek bu yazdıklarımız bile, gerçeği tam anlatmaya yetmez.

Sözün bittiği yerde hal ile ruhsal kavramlarla hakikati anlamaya, biraz daha yaklaşmanız mümkün. Bu kavramları daha iyi anlayabilmeniz için, önceki yazılarımızı anlamaya çalışın.

"Allah varsa onu görmeliyim. Yoksa bu hengâme niye?"

İlk ve yüce yaratıcı olan, Yüce Allah, Ulu Tanrı; kavramların ve aklın üstündedir. Akıl, idrak ve şuur: Var olanı, var edilmiş olanları kavrar ve anlar. Allah varlık değildir, var edilmemiştir. O mevcut olandır, O ezelidir, ebedidir. O evveldir, ahirdir.

O, kendini de var etmemiştir. O, yok da değildir. O, mevcuttur. O, varlık olanla kıyaslanamaz. Zaman ve mekânla sınırlanamaz. O mevcut iken hiçbir şey yok idi. Ruh, akıl, idrak, şuur yok idi. Ondan gayrısı yok idi...

İlk Yaratıcı = Allah (c.c) = Tanrı = Mevcut Olan. Sonra; hiçlik, vahdaniyet – Ululiyet. Sonra, Nun. Sonra, Nur. Sonra, Aşk. Sonra, Ruh. Sonra, Levh-i Mahfuz. Sonra, Arş-ı Ala. Sonra, Yüce Görevliler. Sonra, Işık. Sonra, Akıl (Buradan üstü kavaramlar, tam bilinemez çünkü akıl kendini de bilemez, kavrayamaz. Ancak yansımalarına göre anlaşılmaya çalışılır, izafi olarak.) Sonra, Nokta (Maddi oluşumların başlaması). Sonra, Manevi Varlık Âlemleri. Sonra, Sıfatlar, Kavramlar ve Kürsi. Sonra, İlim, Bilim, İdrak, Şuur. Sonra da değişik oyuk âlemler. Sonra, Kara madde. Sonra da, fiziki âlemler. Sonra da Nefs var oldu, yaratıldı, anlaşıldı.

Akıl, idrak, şuur yok iken Halk edilen yaratılanları; akıl, ilim, idrak, şuur kavrayamaz. Anlaşılamaz.

Yüce yaratıcıdan olan insan ruhu; kutsi ruh ilahi aşk ile cezbe-i rahmana kapılarak yüce yaratıcının nuru vahdaniyetine ulaşırlar. Vuslat edebilir. Burada da aşk ve ruhtan gayri olmadığı için anlaşılamaz, idrak edilemez, anlatılamaz.

Yazdığımızı anlamak için aşkınızla aklınızı birleştirin. Onların önündeki perdeleri kaldırın. O zaman daha kolay idrak edeceksiniz.

Minik örnek: Bir çuval elmanın içinde bir elma. Bu elmanın içinde gözleri olmayan minik bir kurtçuk. Bu kurtçuk bu elmanın bir yerinden başka yerine hareket ederse, ki bu elma dünya gibi kurtçuğu içindeki insan gibi düşünün, biraz hareket ederse başka şehre biraz daha hareketle başka kıtalara gitmiş gibi olur. Bu kurtçuğun hiçbir gözü görmüyor. Hisleri, sezgileri, aklı da içinde bulunduğu elmayı bile kavrayamıyor; tıpkı siz. İçinde bulunduğunuz dünyayı daha henüz kavrayamadığınız gibi... Kendinizi de bilemiyorsunuz. Elmanın dışında da elma olduğunu hiç bilemiyorsunuz. Siz tıpkı yakınınızdaki gezegenleri bilmediğiniz gibi... Bir çuval elma galaksi gibi. Kurtçuk çuvaldaki elmadan nasıl haberdar değilse siz de içinde bulunduğunuz galaksiden hiç haberdar değilsiniz. Bu çuval elmalar, bir ağaçtan toplandı... Onu nereden bilsin bu dar şuurlu dar akıllı varlık, kurtçuk... Tıpkı sizin de Kainat Ağacını bilemediğiniz gibi...

“Bir ağaçtır bu âlem...
Meyvesi olmuş Âdem.
Maksut olan meyvedir.
Sanma ki ağaç ola.”

Dendiği gibi, bu kâinat ağacı mutlak âlemlere göre henüz nokta kadar.

Bütün bunları anlaman, kavraman ve yaşaman için; yedi RUH kademesi, yedi AŞK kademesi, yedi VİCDAN kademesi, yedi AKIL kademesi, yedi ŞUUR kademesi, yedi İDRAK kademesi, yedi NEFS kademesini anlaman gerekir.

Yüce Yaratıcının Dili

Yüce Yaratıcının ismi yarattıklarının dilleri kadardır. Her yaratılan canlı, her millet, her toplum O’nun adını kendi lisanıyla söyler. Mefhum aynı olunca, isim fark etmez. Gelen tebliğler de böyledir. “Rab'ca” olarak inen ilahi enerji, algılayan kimsenin beyninde çevrilerek, kendi lisanına göre isim bulur.

Bu yüzden algılarınıza dikkat edin. Yanlış algıda olanlar, gerçek iman ehli olamazlar, onun içindir ki Miraç edemezler.

Tevrat = Tevrat’ın orijinal dili “Rab'ca” olduğu halde, Hz. Musa(A.s) İbranice bildiği için zihni Rabca’yı, İbranice olarak algılamıştır. Yoksa Yüce Yaratıcı İbranice olarak indirmemiştir.

İncil: Hz. İsa(A.s)’ya indirilen bir kitaptır. Yüce yaratıcıdan gelen ilahi bilgi Hz.İsa Aramice dilini bildiği için Hz.İsa onu Aramice olarak algılamıştır. Aramice olarak indirilmemiştir.

Zebur: Hz. Davud’a indirilen bir kitaptır. İbranice dilinde indirilmiştir.

Kuran-ı Kerim: Hz. Muhammed(S.a.s)’e gönderilmiştir. “Rab'ca” olarak ilahi nur halindedir.
Hz. Muhammed Arapça dili bildiği için Arapça olarak algılamıştır.

En son kitap Kuran-ı Kerim’dir. İslam dinine indirilmiştir ve sonrasın da başka bir kitap gelmeyecektir.

Bu dillerin asla bir kutsiyeti yoktur. Bu ilahi bilgilerin indiği yerler en ahlaksız en çok dejenere olan toplumlar, halklar, kabileler ve milletlerdir. Bu din dediğimiz “İlahi Bilgiler” halkın algısına uygun bir dil ile ıslah olmaları için indirilmiştir.

Hiçbir gelişimden, kendinde bulunanı, hasletleri geliştirmede ahkâm kesmek nice olur acaba. Hâlbuki insan, kâinatın canlı kitabıdır okuyana...

Sevgi ve selamlarımla...

Bayramlara Hayırlara Vesile Olsun.
Şuurlu, sağlıklı yaşamlar dilerim...

Aciz Kul Şermil Üstat Muzaffer KINALI