Allah'ın Halifesi İnsan

Allah'ın Halifesi İnsan

Sen gerçekten Allah'ın halifesi olabilme sırrına varmış idrak edebilmişsen Allah'ın kulu olmayı içselleştirmişsen taş bile seni dinler. Eğer sen ortadan kalkarsan Allah sende var olur. Sen sensen ölmeden önce ölmemişsen hala ikiliktesin. Hâlbuki Allah birdir. Ondan gayri yoktur.

“İKİLİĞİ SİLMEYEN

HAKKI CANDA BULMAYAN

GAYBI KENDİN BİLMEYEN

RABBİN BİLESİ DEĞİL.”

(Yunus Emre)

Derken; kişi bir damla su gibiyken deryaya düşmesi, artık derya ile bir olmasıyla kişinin halkla, Tanrıyla bir olmasıdır. Hakla Hak olmuş, vahdet ahdet sırrına vakıf olmuş artık Hak’tan gayrısı görünmez olmuştur.

Esas olan kimin adına hareket ettiğini bilmektir. Hareketin sende açığa çıkması için, derin egzersiz yaparak gücü açığa çıkarmak lazım. Nefsi, aklı, bedeni, yaratıcının hâlleri ile hallendirmek lazım.

O’nun kudreti ilmiyesi ile içselleştirmiş, her insan eşyaya olaylara hadiselere ve kanunlara, müdahale yetkisi vardır. Onun için; Hacı Bektaş Veli, vahşi hayvanlarla, ceylanları, kuzuları yan yana bulundurur sözünü dinletirdi...

Onlar, Cenabı Hak ile olan ahitlerinde, kadim söz verdikleri için sözünde durmuşlar, onun muhabbetiyle, içlerini doldurdukları için, sıradan insanların yapamadıklarını kolay yapabilir olmuşlar. Nefslerini Rabbiyle birleştirdikleri için varlıklara, hatta eşyaya, doğaya, söz dinletebilir olmuşlar. Bu ilim yoluyla da, açık şuur yoluyla da (ilmi marifet) tesir edilebilmişler.

Demek ki önemli olan Tanrı adına hareket ettiğinizi gösteren, idrakınızın donanımını da kendinizde var etmenizle mümkündür. Bu tanrının yasalarını maddenin yasalarını, özelliklerini, prensiplerini bilmekle başlar. Tüm bu bilgileri, onda cereyan eden gücü öyle içselleştirmeniz gerekir ki.

Tüm varlıklar; taş, toprak, su, hava, canlılar ve cansızlar seni dinlesin Onların var olma, değişebilme kuralları da sana tabi olsun.

Kişilere imkânsız gibi görünen, olağan üstü denen bu olaylar fiiller aslında maddenin, varlığın, kendi içinde taşıdığı gizli ilimlerde kayıtlıdır. Derdin içinde dermanın olduğu gibi, sorunun içinde çaresi, cevabı olduğu gibi.

Bir örnek verelim: Sebe Suresi’nde Hazreti Süleyman: "Bana o Belkıs gelmeden önce tahtıyla, tacıyla beraber getirebilir?" isteğinde bulunduğunda yanında bulunan bir varlık. "Ben onu sana yerinden kalkıp oturana kadar getirebilirim." der. Hâlbuki Sultan Süleyman’ın yanında başka bir insan, kitap ilmi bulunan bir adam "Ben onu göz açıp kapayana kadar getirebilirim." der. Süleyman gözünü kapatıp açtı, ta Yemen’deki Belkıs nesnel olarak, Kudüs’e Sultan Süleyman’ın yanına geliverdi...

Onu oraya getiren neydi?

  1. İblis, ifrit için değildi.
  2. Peygamberin mucizesi de değildi.
  3. Hatta sihir, büyü de değildi.
  4. Oraya onu getirten kitabi bir âlim idi. Eşyanın maddenin kanunlarını bilen, teknolojiyi bilen bir kişi idi...

Demek ki teknoloji ile maddenin yapısını ve kanunlarını bilen arif kişi maddeyi yönetmeyi ona hükmetmeyi de bilir.

Demek ki “İnşa ol!” dediği zaman oldurabilecek bir potansiyele sahiptir, diyorum. Çünkü Cenabı Hak bu yeteneği bazı varlıklarına vermiştir, bilhassa insana. Yeter ki Cenabı Hakka intisap güçlü olsun. O bilgiler hak kudretinden doğar. Bazı üst boyuttaki Agartalılar gibi varlıkların tüm işlerini ve teknolojilerini zihin gücü ile yaptıklarını seyretmiştim. (Astral seyahatimde veya bir araç ile götürülüp bedenli olarak da temaşa etmiştim.) Bu değiştirmenin, imalatın, oluşumun nereye kadar oldukları; o âlemin ve oradaki varlıkların ilimlerine bağlıdır. Her üst boyutta yaşayan varlık, her olayı yapabileceğini sanmıyorum ancak özel kişiler her boyutta mevcuttur. Bazı sırları, ilmi, aklı ve ilahi verilere uygun olarak açıklamalarımıza devam edeceğiz İNŞALLAH.

Aciz , görevli kul Şermil Üstat Muzaffer KINALI